Kaygıdan TAMAMEN Kurtulmak

KAYGI; endişe, tasa, vesvese kelimeleriyle de ifade edilen ve insana rahatsızlık veren bir ruh halidir. Kalp atışlarının hızlanması, çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, boğuluyormuş gibi hissetmek, göğüste sıkışma, baş dönmesi, bayılacakmış gibi hissetmek, ateş basmaları gibi belirtiler kaygının fiziksel belirtileri olarak sıralanabilir. Kaygıya sıklıkla ‘kötü bir şey olacak’, ‘tehlikedeyim’, ‘tehdit altındayım’ düşünceleri eşlik eder. Kaygı veren durumdan, nesneden ya da düşüncelerden ‘kaçınmak’ ise en sık karşılaşılan kaygı davranışıdır.

Kaygı, beynimizin bizi korumak için alarm durumuna geçmesine ve vücudun adrenalin salgılamasına neden olur. Adrenalin salımı ile birlikte kaygının fiziksel belirtileri ortaya çıkar. Davranışsal olarak ise KAÇ, DON (OLDUĞUN YERDE KAL) ve SAVAŞ tepkilerinden biri ortaya çıkar. Örneğin, tehlikeli olduğunu düşündüğümüz birinin karşısında onunla mücadele edip savaşmak bir seçenek olabileceği gibi, olduğumuz yerde kalıp saklanmak ya da koşarak kaçmak da birer seçenektir. Beynimiz, gerçek tehlike durumunda verdiği bu alarmı, gerçek olmayan bir tehlike karşısında da verir.

Genellikle insanlar kaygının fiziksel belirtilerini net olarak hissederler. Duydukları rahatsızlık karşısında da ‘kaygıdan tamamen kurtulmak, kaygısız bir hayat sürmek’ istediklerini belirtirler.

Peki, kaygıdan tamamen kurtulmak mümkün müdür? Ya da kaygıdan tamamen kurtulmak yararlı mıdır?

©Copyright Fotoğrafın tüm hakları saklıdır. İş yerinize harekete duyarlı güvenlik alarmı kurduğumuzu varsayalım. Aslında hırsızlara karşı önlem olarak kurduğunuz bu alarm harekete duyarlı olduğu için, içeriye bir kedi girdiği zaman da çalacaktır. Peki, iş yerinize kedi girdi ve yanlış alarm çaldı diye alarm sistemini tamamen devre dışı bırakmak uygun mudur?

Kaygının ve kaygı belirtilerinin de VÜCUDUMUZUN ALARM SİSTEMİNİN birer ürünü olduğunu düşünürsek, ‘kaygıdan TAMAMEN kurtulmak’ ne kadar uygun olacaktır?

Burada önemli olan, GERÇEK TEHLİKE ve/veya TEHDİT ALGISI ile YANLIŞ TEHLİKE ve TEHDİT ALGISI (yanlış alarm) ayrımını yapabilmektir. Bu ayrımı yapmak ise aşırı kaygı içeren düşünceleri yakalamak ve gerçekçi olmayan düşüncelerin değiştirilmesi ile mümkün olacaktır. Böylelikle yanlış alarmın çalmasını en aza indirgemek ve kaygıyı işlevsel/işe yarar hale getirmek mümkün olacaktır.

Uzman Psikolog Sinem Taşyaran

Haziran 2015, İstanbul

“Karşılaştığın tehlike düşündüğün kadar kötü olmayabilir.”